MAKER TEMELLİ EĞİTİMİN ARDINDAKİ SEKİZ BÜYÜK FİKİR

Bu makale Reşit Yalın Güçkıran tarafından yazılmıştır.

21. yüzyıl… Yapay zeka, 3 boyutlu yazıcı, büyük veri, nesnelerin interneti, öğrenen makinalar, bulut teknolojisi derken yeni bir endüstriyi, yeni bir iş yaşamını tetikleyerek kapımıza dayanıyor. Bu değişimi fark eden, cevap vermeye çalışan, çocuklarımızın ve dolaylı olarak ülkemizin bu değişimi ve ilerlemeyi yakalayarak başarılı olmasını isteyen eğitimciler, yaratıcı çocuklar yetiştirmek için yeni yaklaşımları takip ediyor ve uyguluyorlar. Bu yeni yaklaşımlardan; kendin yap (DIY) düşüncesinden beslenen, Make Magazine sayesinde bir araya gelme olanağı bulan maker topluluğunun panayırlarla (faire) hayata geçirdiği ve duyurduğu Maker Hareketi, uzun süredir eğitim gündemimizden düşmüyor. Hareketin çıkış noktası eğitim odaklı olmasa da geleceğimizi şekillendiren eğitim sistemine etkisi kaçınılmaz görünüyor.

 

Ülkemizde düzenlenen mini maker faire’ler, okullarda açılan maker atölyeleri, gerçekleştirilen öğretmen eğitimleri, robotik yarışmalarına artan ilgi, kodlama derslerinin hangi düzeylerde uygulanması gerekliliğinin tartışılması derken, okul reklamlarında dahi Maker hareketinden bahsedildiğini görür olduk.  Bana sorarsanız bu hareket ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Ancak yeni bir yaklaşım veya uygulama; gereklilikler ve ihtiyaçlar üzerinden değil bir trend olarak görülüp derinlemesine anlaşılmaz ve piyasa kurallarına teslim edilirse ne yazık ki “büyük değişimler” yaratması umulurken “büyük hayal kırıklıkları” yaratabilir.

O zaman soralım: “Neden?” Maker hareketinin öğrenme yaşantılarına verdiği ilhama neden ihtiyacımız var? Kendisinin ve başkalarının problemlerine işbirliği yaparak çözümler üretebilen, tüketim yerine üretmeye değer veren yaratıcı bireyler yetiştirmek için. İkinci soru “Nasıl?” olsun. Bu bireyi nasıl yetiştireceğiz? Okullarda zengin ve yaratıcı öğrenme ortamları oluşturarak. Böyle ortamlar geliştirebilmek için neye ihtiyacımız var? Tablet bilgisayarlara, 3 boyutlu yazıcılara, akıllı tahtalara, pahalı cihazlara, arduniolara… mı? Hayır! Öncelikle güçlü bir pedagojiye ihtiyacımız var. Hangi araçların kullanılacağından daha önemli olan konu, öğrenme yaşantılarının hedeflediğimiz becerileri kazandırabilmesi için gereken koşulların ne olduğudur.

İnşacı (constructionist) teorinin babası, matematikçi, eğitim bilimci Seymour Papert; öğretmenin rolünün öğrencilere hazır bilgi sağlamak yerine, keşif ve yaratıcılık için gereken koşulları oluşturmak olduğunu söylemektedir. Bir dönem birlikte çalıştığı Piaget’nin fikirlerinden etkilenen Papert, yapılandırmacılığı (constructivism) bir adım ileriye taşıyarak inşacılık (constructionism) öğrenme yaklaşımını geliştirmiştir.

 

İnşacılık yaklaşımı en iyi öğrenmenin  gerçek dünyada, anlamlı ve paylaşılabilir, somut bir ürün oluşturarak gerçekleştiğini savunmaktadır.

Bu ürün bazen yeşil ekran teknolojisi kullanarak oluşturulan bir video, bazen Scratch’te program geliştirmek, bazen Raspberry Pi kullanarak bir medya kiti oluşturmak, bazen ise yeni bir teori oluşturmaktır. İnşacılık yaklaşımına göre öğrenciler; keşif yoluyla farklı fikirler ve bilgi alanları arasında bağlantılar kurarak, deneyerek, yaparak yaşayarak, proje üreterek, paylaşarak ve eğlenerek etkin öğrenirler.

Bizleri heyecanlandıran şu ki; birçok farklı dijital ya da analog araçla tasarlanan Maker öğrenme ortamları için gereken pedagojik temeli bu yaklaşım sağlamaktadır. Papert, Gary Stager’ın doktora tezi kapsamında yapılan araştırma projesinde inşacı öğrenmenin ana hatlarını özetlemiştir.

İNŞACI ÖĞRENME LABORATUVARININ
(MAKER TEMELLİ EĞİTİMİN) ARDINDAKİ
SEKİZ BÜYÜK FİKİR

Yaparak Öğrenme

Öğrenme, gerçekten ilginç bulduğumuz şeyleri yapmanın bir parçası olduğunda daha iyi öğreniriz. Gerçekten istediğimiz bir şeyi yapmak için öğrendiklerimizi kullandığımız zaman, en iyi öğrenme gerçekleşir.

İnşa Malzemesi Olarak Teknoloji

Bir işi yapmak için teknolojiyi kullanabiliyorsanız, daha ilginç şeyler yapabilirsiniz. Ve bunları yaparak daha fazlasını öğrenebilirsiniz. Bu durum, laboratuvarımızdaki bilgisayar kontrollü legolar da dahil olmak üzere her türlü dijital teknoloji için geçerlidir.

Eğlence

Yaptığımız şey her ne olursa olsun, ondan keyif alıyor ve eğleniyorsak en iyi şekilde öğrenir ve istekle çalışırız. Ancak eğlenmek demek “kolay” olması anlamına gelmiyor. En iyi eğlence zorlayıcı eğlencedir. Sporcular, branşlarında kendilerini daha iyi hale getirmek için çok çalışıyorlar. En başarılı marangozlar marangozluk yapmaktan, başarılı iş adamları zorlayıcı anlaşmaları başarmaktan hoşlanıyorlar.

Öğrenmeyi Öğrenme

Birçok öğrencinin okulda ve hayatta başarısız olmasına neden olan şey “öğrenmenin tek yolunun öğretilmek” olduğu fikrinin onlara benimsetilmesidir. Kimse size bilmeniz gereken her şeyi öğretemez. Kendi öğreniminizden sorumlu olmak zorundasınız.

Zaman Ayırma – Bir İş İçin Uygun Zaman

Okulda birçok öğrenci, her beş dakikada bir ya da saatte bir kendilerine bir şey söylenmesine alışıyor: bunu yapın, şunu yapın, şimdi bir sonraki işi yapın. Birisi onlara ne yapmaları gerektiğini söylemezse, sıkılmaya başlıyorlar. Ancak, hayat böyle değil! Önemli bir şey yapmak için zamanınızı kendi başınıza yönetmeyi öğrenmek zorundasınız. Bu, öğrencilerimizin çoğu için en zor ders…

Yanlış Anlamadan Doğru Anlayamazsınız

Önemli hiçbir iş, buluş vb. ilk denemede çalışmaz. Bunu düzeltmenin tek yolu işler yanlış gittiğinde olanlara dikkatle bakmaktır. Başarılı olmak için yolda hata yapma özgürlüğüne ihtiyacınız var.

Öğrencilerimize Yaptıklarımızı Kendimize Yapmak

Her zaman öğreniyoruz. Diğer benzer projelerden tecrübe sahibi olabiliriz ancak her biri birbirinden farklı. Bu seferkinin nasıl işleyeceği konusunda peşinen bir fikrimiz yok. Yaptığımız şeylerin tadını çıkarıyor ancak zor olmasını da bekliyoruz. Karşılaştığımız her zorluk öğrenmek için bir fırsat. Öğrencilerimize verebileceğimiz en iyi ders, bizi öğrenmek için mücadele ederken görmelerine izin vermektir.

Dijital Dünya

Dijital teknolojileri bilmenin, okuma ve yazma kadar önem taşımakta olduğu bir dünyanın içine giriyoruz. Bu nedenle bilgisayarı etkin kullanmayı öğrenmek, öğrencilerin gelecekleri için önem taşımakta. Fakat en önemli amaç, onları ŞİMDİ her şeyi öğrenmek için kullanmaktır!

İnşacı öğrenme yaklaşımının arkasındaki sekiz büyük fikir; kendisinin ve başkalarının problemlerini umursayan, üreten, yaratıcı düşünen bireyler yetiştirmek amacıyla oluşturacağımız maker temelli eğitim ortamlarını bizler için kılavuzlamakta..

Görünen o ki; inşacılığı daha iyi anlamak ve uygulamak için derinleşmek, deneyimleri paylaşmak, araçlardan çok amaçlara odaklanmak gerecek. Eğitimde kullandığımız araçlar teknolojik ilerlemelerle değişiyor ve değişecek. Maker hareketi, steam gibi yeni yaklaşımlar bize ilham verecek ancak odağımızda her zaman öğrencinin potansiyeline inanç ve etkili öğrenmenin dinamiğine duyduğumuz tutku olacak!

 

Reşit Yalın Güçkıran

 

Kaynaklar:

http://dailypapert.com/eight-big-ideas-behind-the-constructionist-learning-lab/

http://www.makerspaceforeducation.com/paperts-big-ideas.html

https://inventtolearn.com/8-big-ideas-of-the-constructionist-learning-lab/

Başlangıç

Time moves slowly, but passes quickly.

Alice Walker

Nedenler…

Her zaman bir günce tutmak istemişimdir. Çoğu kez başlayıp üç beş günü geçmeyen çok fazla denemem olduğunu söyleyebilirim. Bazen bu kadarda sürmedi.  Bu sefer ise motivasyonum biraz daha farklı belki bu sürdürebilirliği sağlar.

  1. Arşivimin olmadığını farkettim. Bu da geleceğe çok az şey taşıyorum demek. Kitap yazmaya çalışmam aslında bu arşiv yapma isteğimden. Ama kitapların içine alamadığım çok fazla şey var.
  2. Sanal aleme not düşmek gerek. Dijital ayak izlerim takibe değer ya da değmez en azından ne yapılmaması gerektiğini görür takip edenler.
  3. Çok rahatsızım mevcut durumdan öyle rahatsızımki çığlık atasım var. Maker topluluğu ile tanıştığımda ne kadar mutluydum oysa şimdi ise etrafı akbaba misali paradan başka bir şeyi görmeyen ama paylaşmak , üretmek kelimelerini hızla tüketen insanlar var.  Çokça sorguluyorum belki bende onlardan biriyimdir diye.
  4. Gün geçmiyorki yeni bir öğretmen adı çıkmasın öğretmenliğin ne zaman içini doldurdukta versiyonlar çıkarır onlara lakap takar olduk.  Herşeyin başına ekler sonuna kökler getirerek kendi geleceğimizi yok ediyoruz.  Kelimelerin önemini Sinan Canan kitabında çok güzel dile getirmişti buraya alıntılamak gerek.

Daha yazacak çok şey söylenecek çok şarkı var. Ama bunları söyleyerek enerjimizi harcamak yerine belki biraz öğretici (tutorial) yazarım. Belki birileri okur faydalanır onlarda yazmaya başlar. Yazmayı düşündüğüm konular arasında Maker araçları olarak bilinen görsel programlama dilleri hakkında gelişmeler, Arduino gibi araçlarla neler yapmaya çalıştığım, yazmaya çalıştığım kitaplara koymadığım yazılar (eğer şeklini az çok düzeltebilirsem)  ve küçük küçük öğrendiğim ve belki birileride o alanda çalışır ve birlikte ilerleyebiliriz dediğim ders aktiviteler olmasını planlıyorum. Umarım tatile başladığımız bu ilk gün gibi enerjim hep daim olur. Kızımın doğduğu günden beri geçen şu üç ay içerisinden geleceğe ve çocuklara ait öğelere daha hassas olduğumu söyleyebilirim. Belki bu beni biraz daha dirençli ve dayanalık kılacaktır.

Güzel paylaşımlar olması dileğiyle,

Hakan Ataş, İstanbul